
SEKA Fabrikalarının Kapatılması ve Son durumları
Seka Türkiye Kağıt Sektörünün Tarihi Markası
Savaş, Sanayi ve kültürde geri kalmışlık, 1929 Dünya Ekonomik Krizi, Türkiye’ye yeni politikalara yol açmıştır. Özel sektör, dış sermaye ve ile birlikte Devletçilik ilkesi uygulamaya sokulmuştur. Bu kapsamda Türkiye’nin kâğıt ihtiyacını karşılamak ve dışa bağımlılığına son vermek için çalışmalar başlamıştır. Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar olmak üzere devletin üst kademesi konu üzerine hassasiyetle eğilir.
Seka Fabrikalarının kuruluşundan 1941’e kadar müdür olan Kimyager Mehmet Ali Kağıtcı bu rolü başarı ile yerine getiren kişi olur. Mehmet Ali Kağıtçı Almanya Hannover Üniversitesi’nde eğitime başlar ve aynı anda selüloz ve kağıt fabrikalarında çalıştır. Devamında Fransa’nın Grenoble Kağıt Mühendisliği Yüksek Okulunu birincilikle tamamlar “Kağıt Mühendisi ünvanını alır ve kendisine gelen iş tekliflerini geri çevirir. Mehmet Ali Kağıtçı’ya gelen iş teklifleri arasında Avrupa Kağıtçılar Birliği’nin Türkiye ekspertizlik ve Türkiye’ye ithalatın yüzde 3’ü teklifi gibi kaçırılmayacak teklif bile gelir.
Mehmet Ali Kağıtçı, yıllar sonra kaleme aldığı “Kağıtçılığımız” adlı kitabında o ilk günü şöyle anlatıyor:18 Nisan 1936 Cumartesi günü, saat 14.30’da 1 numaralı kağıt makinamızdan elde ettiğim ilk kağıt sahifası, uğruna yıllarca mücadele ettiğim idealime kavuşmanın bir belgesi idi.
O mutlu andaki sevinçli heyecanımı, bugün de aynı tazelik ve şiddetle hissetmekteyim
Kağıtçı bu üretilen ilk sayfayı Kocaeli Valisi Hamit Oskay’a imzalatır. O günden beri 18 Nisanlar Kağıtçılık Günü olarak Türkiye’de kutlanmaktadır.
Türkiye’nin İlk kâğıt üretimini SEKA’nın emektarlarından Cevdet Baysal, 1 Mayıs 1966 tarihli SEKA Postası gazetesinde “İlk Türk Kâğıdı Nasıl Çıkmıştı?” başlıklı yazısında ilk kâğıdın basımını şu şekilde anlatacaktı:
“18 Nisan 1936 Cumartesi günü, ilk Türk kâğıdına saat 15.03’te kavuşmuştuk. Mütevazı bir tören yapılmıştı. Herkeste bir heyecan vardı. Kâğıt hamurları keçelerin üzerinden su halinde geçerken, bu sulu madde nasıl kâğıt olacak diye merak içindeydik. Beyaz beyaz, çarşaf çarşaf kâğıtlar bobinlere sarılırken, o buhar dumanının içinde gözlerde sevinç gözyaşları vardı. Davetliler Mehmed Ali’yi tebrik ediyorlardı. İlk Türk kâğıdını alıp yüzlerine, gözlerine sürüyor, hatıra olarak saklamak üzere alıyorlardı.”
Seka fabrikaları birçok ilklere imza attı. SEKA, kâğıdın hammaddesi olan selüloz ve odun hamurunu kendi bünyesinde üreten tek kuruluştu. Türkiye’nin ilk işletme gazetesi olarak kabul edilen “SEKA Postası” Seka tarafından yayınlandı. SEKA Postası’nın yayınına son verildikten sonra 1984-1996 yılları arasında SEKA Dergisi yayımlanmıştır. Çalışanlar için çıraklık kursu, Çalışanların çocuklarına kreş açılmış, SEKA Sineması açılmış, SEKA Çocuk Dostları Derneği kurulmuştur.
1946 da Kocaeli Selüloz Sanayi İşçileri Sendikası,1947’de Kâğıt-İş ve 1952’de Selüloz-İş sendikaları kuruldu. İşletmede 1960’tan başlayarak 1990’lı yıllara kadar “SEKA-PER”, “SEKA Memurları, Hizmetlileri Sağlık ve Koruma, Yardımlaşma Derneği”, “SEKA Memurları Yardımlaşma Vakfı ve Kâğıt Sendikası İşverenleri (İşveren Sendikası)”, “Genel Sanayi-Sen” ve “SEKAM-SEN” örgütleri altında sosyal ve ekonomik dayanışma içinde oldular.
SEKA çalışanları birçok grev, lokavt ve boykota, protestolar yapmıştır. SEKA fabrikalarının kapatılmasına karşı 1998’deki 30 günlük ve 2005’teki 51 günlük direnişler Türkiye çapında destek bulmuştur. Bu eylemler sonucu çalışanlar İzmit Seka fabrikası Kocaeli belediyesine devredilmesi ile kendi haklarını korumuş olmalarına rağmen, çocuklarının ve şehirlerinin ekonomik ve sosyal geleceğini koruma konusunda aynı özeni ve başarıyı gösterememişlerdir. Yaşam ve ekmek kapılarının kapatılmasına siyasi partiler de, sendikalar da yeterince itiraz etmedikleri eleştirileri de dikkate değerdir. SEKA öncü bir üretim merkezi olduğu gibi, işçi haklarının gelişmesi ve ülke demokrasisine katkı sağlamıştır. Bu katkının dozu siyasi çekişmeler nedeni ile zaman zaman eleştiri konusu olmuştur.
Seka fabrikaları 1934’te kurulmaya başlanmış, 10.09.1998’de üretimi durdurulmuş ve 2005 yılında tamamen kapanmıştır. Zamanla ülke kağıt üretimini karşılayacak seviyeye ulaşmıştır.1980’li yıllarda özellikle global ve özel sermaye yanlısı ekonomi politikalar ile özel sektör ulusal kâğıt sektöründe ağırlığını artırırken, SEKA ise her gecen gün zarara doğru gitmiştir. Uzun süre yenilenme yapılmamış, yandaşları için çalışma alanı yapılmış, çalışan ve organizasyon yapıları verimli hale getirilmemiş, devlet yönetiminde ve fabrika yönetiminde liyakat, uzmanlaşma dikkate alınmamış, finans alanında destek olunmamış, bankaların yüksek faizleri altında zararları büyümüş, SEKA rekabet gücünü tamamen kaybetmiştir. SEKA‘nın 1936’da kağıt-karton üretimindeki payı % 100, 1960 yılında % 87,5‘, 1980 yılında % 66, 2001 yılında ise % 22‘ye doğru gerilemiştir.
Özelleştirmeyi savunanlara göre; “SEKA‘nın kapasitesinin verimli olarak kullanılmaması oluşan açığın özel sektör tarafından yeni kapasiteler yaratılarak veya dışalım yoluyla doldurulması nedeni ile KİT’ler zaman içinde kamuya yük oluşturduğu için özelleştirilmelidir.” Özelleştirme adı ile fabrikaları ortadan kaldıranların söylemlerine uygun sonuç çıkmadığı, kağıt sektöründe Türkiye tamamen dış bağlı hale geldiği ve üretimin tamamen durduğu, tüketim ve borçlanmanın arttığı, bütçenin iyileşmediği, bütçe açıklarının ve borçlarının sürekli arttığı, çalışanların haklarının zayıfladığı, gelir dağılımının daha bozulduğu, ilerdeki kalınmanın durduğu ve göçlerin belli şehirlere aktığı gerçeği, sosyal yardım alanların sayısının sürekli arttığı dikkate alınırsa bu söylemlerin gerçek maksadı gizlemek için söylendiği zamanla daha iyi anlaşılmıştır.
Seka fabrikaları içinde verimli çalışma olanağı olan fabrikalar da tespit edilmemiştir. Babasından kalan malları satan hayırsız evlatlar gibi günü kurtarma uğruna ülkenin geleceği karartılmıştır.
Anayasa Mahkemesi‘nin özelleştirmeye ilişkin pek çok iptal kararında; “özelleştirmenin Yasaya dayanması, kamu yararı açısından bir zorunluluk olması, işletmelerin gerçek değeri üzerinden satılması, işletmeyi alacak firmanın tekel oluşturmaması, özelleştirme nedeniyle ülkenin bağımsızlığı tehlikeye düşmemesi” gerekçeleri adalet açısından önemli tespitler olmasına rağmen özelleştirmeci hükümetler bu ilkeler yok saymışlardır
Ocak 2000‘de 1.100 dolar düzeyinde olan aylık işçi ücretleri, Şubat 2001 krizi ile hızla gerilemiş ve 700 dolar seviyelerine kadar inmiştir. Ocak 2001 dönemi sonrasında üretkenliği artmış, ücretler ise gerilemiştir. Bu gelir dağılımını olumsuz etkilediği gibi, bölgeler arasında da kalkınmışlığı olumsuz etkilemiştir.
Tüm kağıt türlerinin hammaddesi selüloz 2005 yılından 2021’na gelindiği süreçte ülkemizde üretilmemiştir. Üretilen kâğıdın hammaddesinin %85’i yurt dışından ithal edilmiştir. Kamu bütçesinde açığa neden oluyor diye kapatılan SEKA fabrikalarının olmayışının her yıl kara delik haline gelen dış ticaret açığını büyüttüğü gerçeği acı bir fatura olarak halkımızın önüne konulmuştur.
Yaşayan ve üreten Sümerbank seka fabrikalarını kapatmak ve yok etmek, İzmit Seka’da müze açmak Seka’nın ölüsünü sergilemek gibi açı bir bir şeydir. Hele hele millet bahçesi, konut, avm yapmak parası olmayan bir ülkenin daha fazla borçlanmasına ve ekonomide rantçı sermayenin eline düşmesine neden oldu.
SEKA‘nın elinde halen, İzmit İşletmesi ve Akdeniz İşlemesi (Seka-Taşucu Limanını da işletmektedir) ile çeşitli iştiraklerdeki düşük paylar ile bazı gayrimenkuller bulunmaktadır.
Ayrıca, SEKA kağıt üretiminin yanında, sektöre bilgi birikimi, Ar-Ge laboratuvarı ile yenilik, uygulama ve kursları ile nitelikli eleman yetişirmiş ülke kağıt tarihinin ana gövdesi olmuştur. Fabrikaların yok edilmesi ile bu tarih ve birikim de ortadan kaldırılmıştır. Türkiye’nin marka değeri olabilecek sektörlerden biri olan kağıt sektörü bu hedeften yoksun kaldı.
SEKA‘nın kapatılması kağıt sektörünün yerli ve yabancı özel tekellere bırakılması Türkiye’ye zarar veren siyasi bir tercihtir. Siyasi partiler, sendikalar, esnaflar ve halk sahip olduğu bu büyük ekonomik ve sosyal gücü koruma ve geliştirme konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getiremediği bu gün rahatlıkla söylenebilecek acı bir sözdür.
1998 yılında gerekli yenileme ve organizasyon yapısında güncelleme yapılmış olsaydı fabrika üretime devam edecek ülke ekonomisine ve toplumsal yaşama değer katacaktır.
Seka İzmit Selüloz ve Kağıt Sanayii Müessesesi
Temeli 1934 yılında atılmış 18 Nisan 1936’da Türkiye’de ilk kağıt üretimi ile açılmıştır.
II. Kağıt Fabrikası 24.Temmuz.1944’de, Klor Alkali Fabrikası 17.Ağustos.1945’te, III. Kağıt Fabrikası 21.Nisan.1954’de, IV. Kağıt Fabrikası 8.Kasım.1961’de, V. Kağıt Fabrikası 30.Nisan.1960’ta açılmıştır.
Fabrika binalarına ek 1955 yılından sonra memur-işçi konutları, 69 işçi evleri, 2. tip vazife evleri ve memur evleri gibi yapılara ek olarak kooperatif evleri eklenmiştir.
SEKA İzmit İşletmesi, 1980 yılında yapılan son modernizasyon ile yıllık kapasite 150.000 ton/yıl‘a ulaşır. Bu tarihten sonra ise yatırımlar durur, kapasite ve verimlilik zamana göre uyarlanmaz. 1994 yılından itibaren de Gümrük Birliği Antlaşması ile Türkiye’nin Pazar haline geldiği ve dış piyasayla rekabet edemez hale gelir.
Bu dönemde SEKA’nın 1600 dönümlük değerli arazisi, üzerindeki doğal varlıklarla birlikte ücretsiz olarak 1998 yılında Ford’un kurulan fabrikasına verilir. Sanayi üretimi yapan özel sektörün desteklenmesi ne kadar faydalı ise kamu fabrikalarının da yenilenmeli ve desteklenmeliydi.
Bu süreçte, işletmede verimsiz olan üniteler kapatılarak küçültme çalışmaları başlatılmış, mevcut kalan 10 adet kağıt-karton makinasından 1995 yılında 4 ve 7 no‘lu kağıt-karton makinaları, 2002 yılında 9 no‘lu kağıt makinası, 2004 yılında 1 ve 5 no‘lu kağıt makinaları satılmış olup, 8 no‘lu makinanın ihalesi yapılmıştır. İşletmede kalan 4 adet makine ile şu andaki toplam kurulu kapasite 73.100 ton/yıl‘dır. Makinaların çoğunun ihale yöntemiyle satılması ve geri kalanlara yatırım yapılmaması ve selüloz getirilmemesi nedeniyle fabrika bilinçli olarak çalışamaz duruma getirilmiştir
1980 yılından 2000 yılına gelindiğinde fabrikalar gerekli yenilenme ve verimli hale gelmesi sağlanmamıştı. Tespitlere göre 2000’li yıllara gelindiğinde SEKA İzmit İşletmesi’nin modern bir işletme haline getirilebilmesi için 30 milyon dolarlık yatırıma ihtiyaç duyulmaktaydı.
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun İzmit İşletmesi ile ilgili aldığı kararda, tesis arazisinin belediyeye ancak, halka açık yeşil alan ve rekreasyon alanı amaçlı devredileceği hükmü yer almaktaydı. Bu hüküm de fabrikaların kapatılmasını onaylamaktan başka bir karar değildir.
İzmit SEKA Fabrikaları 1998 yılında üretimi durdurulmuş ve 2005 yılında kapatılmıştır. 10.03.2004 tarihinde Kocaeli Belediyesi, Selüloz-İş Sendikası ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında imzalanmış olan protokol dikkate alınarak işletmenin tüm makine, teçhizat, arazi ve çalışanlarıyla birlikte Belediye’ye devri kararlaştırılmış ve devir işlemleri 14.05.2005 tarihi itibariyle gerçekleştirilerek Türkiye’nin kağıt sektörü tarihi, birikimleri, üretimi ile tamamen yok edildi.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi verilerine 580 dönüm arazi üzerine SekaPark açılmış fabrikaları kapatarak park açmak ile övünülmüştür. Kağıt sektörünün uygulamalı üretim ve bilim merkezi olan fabrikaları kapatıp, Kocaeli Bilim Merkezi olarak 18 Nisan 2015’te açmak ta başka bir trajedidir. Hele hele adeta tarih üretim müzesi niteliğinde fabrikaları kapatıp 06 Kasım 2016 SEKA Kâğıt Müzesi açmak öğünülecek bir durum değildir. SEKA arazisi üzerinde marina iskelesi, normal iskele ise tesisin ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Seka Afyon Kağıt Müessesesi
1979 yılında Afyon Çay ilçesinde açıldı. 2.140.674 metrekare arazi, 40 bin çam ağacı,150 tane lojman, 2 sosyal tesis, 3 tane villa, 10 bin m2 kapalı alan, 3 tane gölet, 2 tane havuzu olan Kamış ve samandan selüloz üretimi yapan fabrikaydı. 40’a yakın Çevrede bulunan köy, saz ve kamış üretimine dahil edilmiş.
Fabrika değerinin çok altında 2003’te 3,1 milyon dolara Albayrak Gruba satıldı. Fabrikanın üretiminin devam edeceği söz verilmesine rağmen İki yıl sonra kapatılıyor. Fabrika Makinaları satılıyor. Çay ilçesinin nüfusu 2000 yılında 45.635 iken 2018 yılında 31.364’e, köylerinin nüfusu 29.435 iken 16.919’a düşüyor.
Bölge sakini bir iş adamı da “burası için hayallerim var. Yabancının da almasını istemem” diye kalanı almasına rağmen atıl vaziyette olduğu son gelen bilgiler arasında.
Seka Selüloz ve Kağıt Akdeniz Mersin Silifke Müessesesi
Temeli 1975 yılında atılıp 1984 yılında üretime başladı. Fabrika esmer selülozdan kraft torba kağıdı ya da esmer selülozdan kraft liner ambalaj kağıdı üretirdi. Fabrika 2002 yılında kapatıldı. Satışa çıkarıldı ve üç ihalede de satışı yapılamadı. Bin 300 dönüm arazisi ve 3 depo hangarı ile Akdeniz’e açılan bir de
limanı bulunuyor. Fabrika 2010 yılında yıkılıp Turizm bakanlığına devredildi.
2018 yılında Fabrika Taşucu Limanı ihaleye çıkarılarak CEYPORT şirketine 40 yıllığına kiraladı.
Seka Balıkesir Kağıt Müessesesi
Açılış tarihi: 1981. Termomekaniksel odun hamurundan, pulperde açılan hazır selüloz ile gazete kağıdı üretimi yapmaktaydı. İşletme binaları, 1200 dönüm arazisi, 60 bin metrekarelik kapalı alanlı fabrikası ve 203 lojmanı olan dev bir tesisti.
Toplam maliyeti 198 milyon dolar olarak değerlendirilen fabrika 1998 yılında özelleştirme kapsamına alındı. Fabrika 2003 yılında 1.1 milyon dolara Albayraklar’a satıldı.
İlk iş 287 personelin işine son verildi.
Selüloz-İş Sendikası ihalenin iptali istemiyle açtığı davayı 15.10.2003’te kazandı.
İptal kararı bir yıl sonra Özelleştirme Yüksek Kurulu’na ve Albayraklara tebliğ edilebildi.
Bursa 2. İdare Mahkemesi’nin 2003 tarihinde yürütmeyi durdurma ve iptal kararı, Bölge İdare Mahkemesi 2003’te Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun iptal kararına itirazını reddetti. Danıştay 13. Dairesi 2004, 2005 ve 2006 yıllarında satış işleminin iptaline dönük kararlar verdi.
İptal kararının yerine getirilmesi ve işletmenin Albayrak’lardan alınarak Sümer Holding’e geri iade edilmesi amacıyla Bigadiç Asliye Hukuk mahkemesi ve Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 11.2.2005 tarihinde iki ayrı dava açıldı.
Bu davalardan tam 7 yıl sonra AKP hükümeti 26.4.2013 tarihinde çıkardığı 6300 sayılı Kanunla, özelleştirme konusunda yargı kararlarının uygulanıp uygulanmaması yetkisini Bakanlar Kurulu’na vererek yargı kararına uyulmadı.
22 Ağustos 2012 tarihinde Albayraklar son taksitini 9 yıl sonra yatırdı. Fabrikanın 2018 yılında tekrar açılacağı söylense de henüz böyle bir şey gerçekleşmedi.
2019 yılında sondakika.com haber portalinde “Balıkesir Seka’da 19 Yıl Sonra Üretim Başladı” başlığı ile çıkan haberde tesisin üretime geçtiği yer aldı. Bu tesisin teşvik alarak üretime geçtiği eleştirileri ise önemli bir itiraz konusu olarak kamuoyuna yansıdı.
Seka Çaycuma Selüloz Tesisi ve Kraft Kâğıt Müessesesi
1965 yılında temeli atılmış 1970 yılında üretime başladı. Fabrika NSSC esmer selülozdan Kraft Liner Ambalaj Kağıdı, Çimento Torba Kağıdı üretimi yapmaktaydı. 1.147.000 metrekare fabrika sahası, 188.000 mertekare sosyal tesis, 6.000.000 metrekaresi de su tesisleri işletme bünyesinde bulunuyordu.
Bu fabrikanın özelleştirilmesi 2000’de başladı. O dönem en yüksek teklif, 19 milyon dolar ile Yurtbay Pazarlama ve Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vermesine rağmen 19.06.2003 tarihinde 15 milyon 100 bin dolara Oyka Kağıt Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye sosyal tesis ve lojmanlar hariç satıldı. Sosyal tesisler Çaycuma belediyesine devredildi. demokratcaycuma.com’un haberine göre Seka Sosyal Tesisleri içinde 15 bina Çaycuma Belediyesi tarafından 2012 yılında “Öğrenci Yurdu” amacıyla kullanılmak üzere 20 yıllığına bedelsiz olarak KYK’ya devredildi. Porotokol sonunda 15 bina, bu defa sosyal tesis içinde Deneme Bilim Merkezi yapmak suretiyle TP-OTC Turkish Petroleum Offshore Technology Centere 25 yıllığına verildi.
Türkiye’nin faaliyet gösteren tek entegre kraft kağıt fabrikası olarak Esmer Sülfat Selülozu, Standart Kraft Kağıt, Ambalaj Kağıdı I-II-III, Klupak Kraft Torba Kağıdı, Yaş Mukavemet Kağıdı, HP Klupak Kraft Torba Kağıdı ve Krafliner kağıdı üretilir.
Oyak Aş satılan fabrikanın 849.769 metre karesi arazi, 37.246 metrekaresi kapalı alana sahiptir.
Seka Muğla Dalaman İşletmesi
1971 yılında üretime başladı. Sülfat selülozu ve linter selülozundan yazı tabı Kağıdı ve karton üretim yapmaktaydı. 22.03.2001 tarihinde 40 milyon dolara Mopak Kağıt Karton Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye satıldı.
Bu satışla birlikte söz konusu liman ve iskelenin hemen arkasında bulunan 20 bin 510 metrekarelik orman sahası da 2031 yılına kadar MOPAK’a tahsis edildi.
Dünya‘da viskoz selülozu üreten 10 firma mevcut olup, Türkiye‘de viskoz selülozunu üreten tek tesis olan SEKA Dalaman Müessesesi büyüklük açısından 4 üncü sırada yer almaktadır. SEKA Dalaman İşletmenin‘nin özelleştirilmesi sonrası, Rekabet Kurulu‘nun konu ile ilgili başvuru üzerine verdiği kararında; Rekabet Yasası‘nda dışalımla ilgili bir hüküm olmamasına karşın, viskoz selülozunun dışalımla karşılanabileceği, böylece dışalım olanağı bulunan bir ürünün ülke içerisinde Tekel oluşturamayacağı bildirilmiştir. Özelleştirme sonrası “MOPAK Dalaman Selüloz-Kağıt-Karton Entegre Tesisleri” unvanıyla faaliyete geçen tesis, şu an Türkiye‘nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan biridir.
Cumhuriyet gazetesinden Hazal Ocak’ın haberine göre; Göcek’te Seka iskelesi toplam 7 bin 217 metrekarelik liman 2019’da ihaleyle 42 milyon lira bedelle Nur Çetin Taşkent satıldı.
Seka Kastamonu Taşköprü Müessesesi
1984 yılında üretime başladı. Anavatanı Taşköprü olan kendir bitkisinden Selülozu hamurundan sigara kağıdı üretimi yapmaktaydı. Yöreye önemli bir ekonomik katkı sağlamaktaydı. 1998 yılında üretim durdu ve atıl duruma düştü. 4.11.2003 tarihinde 9 milyon 100 bin dolara Mopak Kağıt Karton Sanayi ve Ticaret A.Ş. satıl aldı. Mopak yörenin ürünü olan Kendir alımı durduruldu yerine ithal odun selülozu tercih edildi.
Mopak, 60 kadar işçiyi asgari ücretle çalıştırarak işe alarak fabrikayı iki yıl çalıştırdı.
Fabrika binaları, lojmanlar, parklar, eğitim mekânlarıyla birlikte 50 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 850 bin metrekare işletme “hayalet” tesis olarak çürümeye terk edildi.
Seka Bolu Lamine ve Lif Levha Sanayii Müessesesi
200.000 m2 açık alanda kurulu 35.000 m2 kapalı alan içerisinde, HPL plaka laminat ve emprenyeli kağıt üretimleri yapmaktadır.
8/3/2000 tarihinde 4.milyon 9 bin dolara Gentaş Bolu Lamine Lif Levha Entegre Ağaç San Tic AŞ’ye satılmıştır.
Gentaş Şirketler Grubuna katılan Bolu İşletmesi‘nde çalışan sayısı 247‘den kısa sürede 71‘e düşmüştür.

Seka Giresun Aksu Müessesesi
1970 yılında açılan fabrikada gazete kağıdı üretimi yapıldı. 2003 yılında özelleştirme kapsamında Necmetin Erbakan’ın damadı Mehmet Altınöz’ün Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Milda Kağıt Sanayi Tic. A.Ş 3.5 milyon dolara (5 milyon TL) satıldı.
Şirket, fabrikayı 5 yıl çalıştırılması gerekirken TEDAŞ, SSK, Maliye, belediye, vergi dairesi ve işçilere toplam 40 milyon lira borçtan dolayı fabrikayı kapattı. Özelleştirme İdaresi, sözleşme şartlarına ihlal eden firmaya karşı fabrikayı geri alma işlemi yapmadı.
2010 yılında Milda fabrika makinalarını 11 milyon liraya hurdacıya sattı. 2013 yılında Giresun İl Özel İdaresi, Seka Kağıt Fabrikası’nın 684 dönümlük fabrika arazisini 68 milyon liraya Milda’dan geri satın aldı.
Arazi daha sonra proje yapması için Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na (TOKİ) devredildi.
TOKİ 2015 yılında 1500 konutluk TOKİ Aksu Konutları projesini yaparak üretim alanını betona kurban etti.
Kaynaklar :
1 – SEKA (Türkiye Selüloz ve Kâğıt Fabrikaları İşletmesi) – Kadir Unat
2 – Kağıt krizinin nedeni bu iki karede – Cumnuriyet.com.tr
3 -SEKA piknik alanı oldu” – Kocatepe Gazetesi
4 – Çaycuma kağıt fabrikası ve sosyal konut sitesinin analizi –Arif Mısırlı
5 – SEKA’NIN ÖZELLEŞTİRME KARARI GERİ ALINMALIDIR! YARGI KARARLARINA UYULMALIDIR! SEKA İZMİT İŞLETMESİ KAPATILMAMALIDIR! Türk mimarlar mühendisler odası birliği
6 – Türkiye’nin “medeniyet hamuru” ile 90 yıllık imtihanı: Hammadde krizleri, kapatılan SEKA fabrikaları ve ateş pahası kağıt fiyatları – Gökçen Tuncer
7 – Silifke Seka Sahili’nin Duvar Çekilerek Gasp Edilmesi
Nihat Vural
fuarteknoloji.com ahi servisi sundu.
Bu yazı Ahi gibi üreten ve paylaşan cumhuriyet ve Seka fabrika Kurucu ve emekçilerinin anısına duyulan saygının ifadesidir.

“Kendini bil, kendini tanı” ve “İyi ve faydalı İnsan ol”
Teknolojiyi İnsanlığın ve doğanın faydasına kullanarak sevgi ve dayanışmanın artmasına katkı sunmak önceliğimizdir. Birlikte üreten, paylaşan bir AHİ gibi egosuna yiğit, özündeki sevgiye bağlı kişi olmak her zaman hedefimizdir.

