Ahi Ne Demek? Ahi Evran Kimdir?

Ahi Ne Demek? Ahi Evran Kimdir?

Ahi Ne Demek?

Ahi Kelimesi ahir, ahiret kelimelerinden gelir. Ahir ve Ahiret kelimesi sonsuzluğu ifade eder.

Ahi’nin Kaynağı ise Hz. Muhammed tarafında Medine’de Medine’li Esnaf ile Mekkeli gömenler arasında kurulan dünya ve ahiret (gönül-ruh) kardeşliğidir.

Bu kardeşlik uygulaması Arap toplumlarında Emeviler tarafından ortadan kaldırılmıştır. Ehlibeyt evlatları sayesinde Horasan’da yeniden yaygınlaşmıştır. Türkçeye Ahi, Farsça’ya Ahigeri olarak girmiştir.

Musahiplik, Fütüvvet ve feta’nın en güzel örneklerinin Türkler içinde yaşanması Ahi kelimesinin Türkçe “Akı” kelimesinden türediğine dair görüşlerin açığa çıkmasına neden olmuştur. Lugat-i Türk’de “Ahi” kelimesinin eli açık, cömert manasında “akı”dan geldigi kaydedilmektedir. Ahiler eli açık, cömert kişidir ve Akı kelimesi ile benzer mana taşımaktadır.

Ahi Evran isminin manası nedir?

İnsan beden ve ruhtan var olmuştur. Beden Dünya’dır. Ruh ise sır olan nurdandır.  Ahi; sır ve nur olan ruhu, Evran ve Evren kelimesi ise “Gök, kâinat” ve “yılan, ejderha” olan Alemi ve nefsi ifade eder.

Ahi Evran; dünyada nefsini yenmenin, cömertlik ile sonsuz gönül kardeşliğini bulmanın manevi bir ifadesidir.

Ahi Evren; Evran yani ejderha donunda birçok kez görünerek keramet göstermiştir.  Nefsine yenen erenlerin başka aslan, ceylan, güvercin, kartal, geyik kılığında göründükleri yönünde halk arasında ve menkıbelerde çok sayıda örnekler bulunmaktadır. Bu örnekler manevi yönü olan anlatımlardır.

Ahi Evren, Hacı Bektaş’ın isteği ile Hacı Bektaş-ı Aksaray’dan ziyarete gelen Molla Sadreddin ve otuz mollaya. Diğerini Kayseri’de, Diğeri de kendi kurduğu Yabanlı Pazarının tahrip edilmesi esnasında Kırşehir’de ejderha(Evran) donunda görünür.

Ahi Evran Kimdir?

Ahi Evran, Fütüvvet (nefsini yenmiş yiğitler) ehlinin ulusu bir kişidir. İsmini, soyunu, nereli olduğunu kimse bilmez, çünkü gayb (gizli) erenlerindendir. Gerçek ismi yerine manevi ismi olan “Ahi Evran” olarak bilinmiş ve ünlenmiştir.

Tarihçiler arasında en fazla kabul gören görüşe göre adı Hâce Nasireddin Mahmud B. Ahmed el-Hoyî dir. Anadolu’ya gelen birçok eren asıllarının veya nesillerinin Hoy’dan olduğunu söylemeleri gibi Horasan erenlerindendir.  Gaziyan-ı Rum, Ahiyan-ı Rum, ve Abdalan-ı Rum ve Baciyan-ı Rum olarak Anadolu’da bilinen erenlerin bir önceki vatanı Horasan Erenleridir.

Evhâdüddîn Kirmânî’den ilim almış ve kızı Fatma Hatun (Bacı) ile evlenmiştir.

Ahi Evren’in yolu Muhammed Nübüveti, Ali Velayetine bağlı İslam tasavvufu (gönül yolu) yoludur. Soyunu “Hz. Muhammed ve Hz. Ali’ye dayandıran Şecereler bulunur.

Ahi Evren’in Horasan’dan Bağdat’a geldiği,  devrin ilimlerini aldığı, çok sayıda eser bıraktığı yönünde görüşler ortaya konmuştur.

Ahi ismini Ahi Evran’dan önce de kullanana çok sayıda kişi olmuştur. Horasan’da, Bağdat’ta Ahi ismi ile anılan kişiler bulunmaktadır. Ankara’da Ahi Şerefeddin ailesi ve Konya’da Ahi Türk ailesi bunlar arasındadır. Anadolu’da birçok Ahi Evren tekesi bulunması birden fazla Ahi Evren’in olabileceği görüşlerine neden olmuştur.

Kayseri, Konya, Denizli Kırşehir en fazla bilin yaşadığı yerler arasında öne çıkar. Ahi Evren Konya’da iken iktidar ve iç çekişmelerden dolayı Denizli’ye gider.

Musahiplik - Ahilik ve Muhacir - Ensar Kardeşliği Ahi Ne Demek? Ahi Evran Kimdir?

Denizli’den Konya’ya gelmesi işe şöyledir.  

Yine Şems-i Tebrizi Konya’ya gelip Mevlana’ya mürşit olunca Mevlana Şehrin hoca ve Mollalarından kopar. Bu sebeple Hocalar Selim Han-ı Sultan Aliyyüddîn Keyhusrev’e gidip bir derviş geldi dediler, ne yaptıysa yaptı, Molla Celâleddîn’i bizden ayırdı. Emret, gene bize katılsın. Padişah, o dedi, bunca kitap okumuş, bunca bilgili bir er, erenlerden biri gelmiş, onu derviş yapmış, o da dervişlere katılmış, şimdi ben gel, dön, onlara katılma diyemem, bu doğru bir şey değil.

Bilginler, padişahın bu sözüne incindiler, Hepsi birden, bir perşembe günü Konya’dan çıkıp Arabistan’a doğru yola koyuldular. Ertesi cuma günü, Konya’da, hiçbir yerde ezan okunmadı. Bu hali, Padişah’a bildirdiler. Sultan Âlâeddîn, bir adam gönderdi, olayı Şeyh Sadreddîn-i Konevî’ye bildirdi…

Sadreddîn-i Konevî bu durumda bir adamını o vakit Denizli’de Ahi Evran’a yolar ve yardım ister. Ahi Evran Konya’dan ayrılan hocaların karşısına yolda çıkar ve keramet göstererek geri getirir.

Şeyh Sadreddîn, Ahi Evren’in belini kuşa bağlar ve icazet verir. Onun ününün yayılması Sadreddîn-i Konevî ile olur.

Ahi Evren Konya’nın erenleri ile de iyi ilişkiler içindedir. Bunlar arasında Mevlana’da bulunur. Mevlana’nın en önemli müridi Ahi Hüsameddin, Hüsameddin Çelebi olarak bilinir.

Ahi Evren, Mevlana, Şemsi-i Tebrizi arasında ihtilaf olduğunu öne süren kişilerin görüşü, Ahilik, Mevlevilik yolunu dikkate almayan, tarihi kaynaklara dayanmayan siyasi ve kişisel görüşlerdir. Şems-i Tebrizi’nin zaten Konyalılar ile arasının Mevlana’dan dolayı açık olduğu, birçok iftiraya uğradığı tarihi gerçektir. Kendilerine düşmanlık edenlere dahi iyilikle cevap veren erenlerin kendi aralarında düşman olduğunu söylemek kabul edilecek bir husus değildir.

Ahi Evran’ın Kayseri’de bulunduğu dönem

Ahi Evren Debbaglar çarşısında derici işletmesi kurar. Bu Debbagın bir tarafında dervişlerin odası, diğer tarafında mescit bulunur. Ahi Evran bu işletmede yedi renkte bir sahtiyan boyar. İşyerinde bu ürünler üstü örtülü bir kapta dururdu. Ahi Evran bu kaptan isteyene istediği kadar sahtiyan vererek birçok keramet gösterir. Tabakhane’de deri boyama ustası olarak Rum debbağların da Piri haline gelir. Burada da Kayseri beyine şikayet edilir. Kayseri beyi adamlarını Tabakhane’ye gönderir.  Beyin askerleri tabakhaneye gelip kapıyı açıp içeriye bakarlar, tabakhanenin içi evrenle (ejderha ile) dopdulu! olduğunu görürler.

Moğollar Kayseri’yi ele geçirirler ve Debbaglar çarşısını yakarlar, birçok Ahi katledilir. Ahi Evren’in bu esnada hapiste olduğu ve eşi Fatma Bacı’nın da Moğollar tarafında hapse atıldığı rivayetler arasındadır.  Bu durumda Ahi Evren kayseri beyi tarafından hapse atılmış olabilir.

Kırşehir’in Ahilerin Merkezi olması

Ahi Evran’ın son yaşadığı yer o zamanın zaman ismi ile Gülşehri olan Kırşehir’dir.

Kırşehir’e yerleşir ve Ahîlik teşkilâtının kurumsallaşmasında ve yayılışında öncü rol oynar. Ahilik; Ahi Evran ile özdeşlemeye başlar ve Ahilerin Piri, debbağların Piri ve 32 çeşit esnaf ve sanatkarın başı olarak kabul edilir.

Kırşehir’de Hacı Bektaş-ı Velinin ününü duyar ve Hacı Bektaş ile tanışır. Birçok kez Hacı Bektaş ile görüşür. Hatta Ahi Evren, bir gün sohbet ederken “kim bizi şeyh edinirse onun şeyhi, Hacı Bektaş Hünkâr’dır” der.

Ahi Evran Veli - Ahi’yi Fütüvetten Düşüren Şeyeler

Ahi Evren’den sonra Ahmet Gülşehri’ne göre

Ahmet Gülşehri Ahi Evren’den sonra Ahi olur ve elli yıl tekkede hizmet eder. Ömrünü burada tamamlar ve türbesi Ahi Evren tekkesine yakındır.

Ahmet Gülşehri; Kerâmât-ı Ahi Evran isimli 167 beyitlik Türkçe mesnevi yazmıştır. Bu mesnevi, Ahi Evran’ın karakterini, inancını, yaşam tarzını ve kerametlerini tasvir ederken, ahiliğin önemini ve değerlerini de vurgular.

Ahi Evran’ın Ölümü

Ahilerin kurduğu Yabanlı Pazarının tahrip edilmiş, Ahi Evren’in buna karşı çıkmıştır. Ahi Evren’in Nureddin Caca Bey tarafından öldürüldüğüne dair tarihi bir kaynak olmadığını Alireza MOGHADDAM çalışmasında yazmaktadır.

Ahi Evren 93 yaşında Allah’ın emri ile canını teslim etmiştir. Ahi Evran’ın asker olmadığını, dervişlerinin savaşçı olmadığı, Kırşehir içinde bir karşılıklı savaşın mümkün olamayacağını, olsa olsa Ahi Evren’in tutuklanmak isteneceği veya Ahiliğin uygulamalarının durdurmak isteneceğidir.

Hacı Bektaş-ı Veli vilayetname’sinde Nureddin Caca’nın şikayetlerin artması üzerine Hacı Bektaş’ı tutuklamaya geldiği, Hacı Bektaş’ı şeriata aykırı diye suçladığı, Hacı Bektaş’ın Nurettin Caca’ya kerametler gösterdiği anlatılır. Nureddin Hoca, kerametleri görünce büyüye yorar, “derviş kalk, gönlün nereyi isterse oraya git; seni bir daha buralarda görürsem ocağını yıkarım “der.

Hünkar, Nureddin Hoca’ya yarın öğleyin seni tutarlar, oğlancıklarını bile gömüye izin vermezler, bir yaş derinin içine korlar, öyle bir yere götürürler ki bir torba toprakla bir avuç arpa canını kurtarmana sebep olur. Sonra öyle bir yere varırsın ki uçar kuşları görünce hasret çeker, acaba bu kuşçağızlar, bizim ilimize uğrarlar mı diyerek, zârı zârı ağlarsın.

Nureddin Hoca o gece yatar sabah Kırşehir’e hareket eder Kırşehir’e yakın Yuceırkadca denen yerde yedi Bey karşısına çıkar. Nureddin Hoca’yı padişahın emri ile ailesini görmesine müsaade etmeden Sultan Alaaddin Padişahın huzuruna götürdüler. Padişahın Nureeddin Caca’yı, her tarafı kireçle sıvanmış derin zindana attırır. Bu zindana atılanların gözleri, kireçli duvarlara baka baka, üç yıla kalmaz, kör olurdu. Nureddin Hoca, Hacı Bektaş’ın sözlerini hatırlayıp ah ederek pişmanlık duyar.  Gene Hacı Bektaş’ın sözlerini hatırlayıp zindancıya bir avuç toprakla bir avuç arpa getirttirip Toprağı yere serer üstüne de arpayı serpip, su verdir ve arpa biter. Yeşil arpaya baka baka, gözlerine zarar gelmez.

Bir müddet sonra Sultan Alaaddin, Nureddin Hoca’yı zindenden çı­karttı, onun gözlerin de öbürleri gibi kör olmadığını padişah görür. Sebebini öğrenince Nureddin’i uç illerden bir yere tayin ettirir. Nureddin ömrü boyunca Rum ülkesine gelmez, Kuşları gördükçe Hünkar’ın sözlerini hatırlar, “acaba bu kuşlar bizim illere uğramı” diye ağlarmış. Nureddin’i Ölünce Kırşehir’e getirdiler, oraya gömüldü, mezarı ordadır.

Ahi Evran Nureddin Caca tarafından öldürülmüş olsaydı muhakkak velayetnamede anlatılmış olurdu.

Ahi Ne Demek? Ahi Evran Kimdir?

Ahmet Gülşehri Kabri -Kırşehir

Ahmet Gülşehri’nin mesnevisne göre Ahilik ve Ahi Evren

Allah rehberdir, Bismillah diyerek yola gir. Adem’in sırrı olan ve nebilerin önderi olan Mustafa’nın (Hz. Muhammed’in) şefaatine talip ol. Nebi ve Evliyaları takip et, onların ahlakı ile ahlaklan. Ahi Evren Allah’a ulaşmış, cemalini görmüş, Muhammed Mustafa’ya yoldaş olmuş tüm ahilerin sultanıdır. Türbesi nurdan iki dünyada da ahilerin evidir.

Gönlünü dünyaya vermedi, nefsini düşman, aklını dost edindi, temiz ve ahlaklıydı. Mustafa’nın sancaktarıydı, Ali’nin sevgilisiydi. Üçlere ulaşmış, yedilere çok ders vermişti. Kırklarla dost, yetmişlerle samimiydi. Üç yüz rehberi vardı, hepsinin sırlarını bilirdi.

Yiğitlere karıştı, Kerametleri vardı, cömertliği de vardı. Dua ettiği zaman manada Kabe’de, Beytülmukaddes’te (Ademin sırrında), Mekke’de, Şam’da Nebiler ve veliler ile olurdu.

Gece gündüz dinlenmezdi, sürekli çalışırdı.  Cennete Allah’ın cemalini seyreder. O alemin sultanı idi, o ulu erenlerdendi. O nişan olsun diye başını kılıcın önüne koyarların en önündeydi. Her hali doğruydu, her hali kerametliydi. Ona tabi olan kurtuluşa erer, ona inanmayan ise Allah’a ulaşamaz.

İnsanların derdini bilir, ihtiyaçlarını giderirdi. Çalışmayı teşvik eder, yol gösterirdi, amelsiz ilimden uzak dururdu. Yola giren temiz olmalı, helalden yemeli. Dünya var oldukça onun ışığı yanar.

Ona bağlı olanların Her biri ahidir, ahinin eli açık, belleri bağlıdır. Herkese eşit davranır. Dünyaya gönül verme sonsuzluğu kazan, ayıpları ört. Bu dünya bir kumar, zar atmayı bilmiyorsan oynayıp kendine zarar verme. Dünyayı terk et, ahireti kazan, ayıpları örten kişi ol.

Müminler ölmezler, onlar don değiştirirler. Ahi Evren emaneti seve seve Tanrı’ya verdi ve sevenlerin kalbini yaktı, yer gök onun yasını tuttu.

Ahmet Gülşehri Kabri -Kırşehir

Ahmet Gülşehri Kabri -Kırşehir

Ahmet Gülşehr; Kerâmât-ı Ahi Evran sadeleştirilmesinde, Chatgpt’den faydalanılmıştır.

Kaynaklar :

1 – Hacı Bektaş-ı Veli velayetnamesi Hacı Bektaş-ı Veli Velayetnamesi

2 – 13.-15. YÜZYILLARDA ANADOLU’DA AHİLİK: KURUMSALLAŞMA, TOPLUMSAL YAPI VE İDEOLOJİ – Alireza MOGHADDAM

  • Uluslararas1 Ahilik Kiiltiirii ve Kir§ehir Sempozyumu The 1 sr International Symposium on Culture of Akhism and Kirsehir 15-17 EKiM I OCTOBER 2008 ~EH~R – BiLD iRiLER – Cilt II
  • Kerâmât-ı Ahi Evran Mesnevîsi Üzerine Notlar – AHMET KARTAL

 

Hazırlayan : Nihat Vural   Tarih: 18.07.2024

 

 

Etiketler: ,

There are no comments yet

Why not be the first

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu kapanacak 0 saniye